Çocuklarım

Evdeyim, evimdeyim… Bütün çocuklarım sırayla kucağıma oturmak istercesine arkamda bekliyorlar. Geldiklerini fark ettirmek için bazen korkunun, bazen yetersizliğin, bazen de öfkenin elinden tutup dikkatimi çekmeye çalışıyorlar. Ancak, hepsi benim çocuklarım. Anlaşılıp, bir gün yetişkin olup evden ayrılmanın hasretiyle, ÖzGürleşmenin hasretiyle geliyorlar. Hepsinin elinde krem rengi, hani o masallardaki gibi dokulu güzel zarflardan, kırmızı mumla mühürlenmiş mektuplardan var. Büyük BENDEN, küçük bana mektuplar…Bakmayınca yüzlerine, yanlarındaki refakatçileri seslerini iyice yükseltiyorlar. Ta kii, ona dönü, dikkatle bakıp; “bana mesajın nedir?” diyene kadar. İşte o AN’da, o zarfı açıp içine merakla, sadece merakla, mesaja GÜVEN’le, mesajı gönderene GÜVEN’le bakınca… İçinden parıl parıl altın tozlar odaya yayılmaya seni sarmaya başlıyor. Vee o küçük çocuk birden büyüyor. Olgunlaşmanın etkisiyle refakatçisinin elini bırakıp, yanıma gelip sıcacık gülümsemesiyle yanağıma bir öpücük kondurup ortadan kayboluyor. Refakatçisi de Külkedisi gibi korkudan Sevgiye, öfkeden Şefkate, yetersizlikten Şükrana dönüşüveriyor. Beni de, arkasında, birkaç damla gözyaşıyla; Şükran, Sevgi ve Şefkatle baş başa bırakıp gidiyor. Bir sonraki ziyarete kadar… İyiki varlar, beni büyütenler, hafifletip, beni BANA yaklaştıranlar…        

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: